Şu vakit bile II.Abdülhamit hakkında despot diyecek kadar alçalmış, monarşik Kemalistler var. Bu adamların bu dünya üzerindeki bildikleri tek idare sistemi monarşidir.

Neden mi ?

Çünkü bu tip düşünceler ve hareketler farklı milletlerden bir araya gelmiş bir imparatorluğun ve imparatorluğun üzerine kurulmuş olan bugünkü Ülkemizin sosyolojik durumunu incelememiş veya bilmeyen “ ne oldum delisi “ olmuş birkaç kendini bilmezin her şeyi bir merkeze toplaması her taşın altından istediklerini çıkaran tipler olmasıdır. Kemalist demek istemiyorum, Atatürkçü düşüncenin sınırları dışında algılayıp bütünüyle elde edilmiş başarıları tek bir nedene bağlamayı “ Mustafa Kemal ATATÜRK’e “ Atamıza iliştirmeyi ancak bu topluluk başarabilir. Bu yüzden bu adamlar monarşiktir. Bakın otokrasi demiyorum çünkü bu adamlar Ulu Hakan II.Abdülhamit kadar olamazlar. Nedeni ise aşağıda anlatacağım sebepler ile göremedikleri hususlardır. Ayrıca Abdülhamit milletin devamı ve ülkesinin intibası ve bekası için tam bir otokrat yönetim sergilemiştir. Bu noktadan hareketle şimdi nerede kaldı bunların demokrasisi demek gerekli.?

Bunu sormaktan öteye geçeyim ve size bu durumu izah edeyim.

Kemalist düzenin monarşisi elde edilen bütün başarıların tek bir havuzda toplanması ve bütün nedenlerin bir tek bünyeye, beşere mal edilmesidir. Buyurun size monarşi işte. Atatürk karşıtı bazı makale ve söylemlere verdikleri cevapları çok güzel malzeme ediyorlar kendilerine, bir nevi “ çal çal oyna “ yapıyorlar. Eskilerde bir deyiş vardır bu konu hakkında “ kör döğüşü “ diye tamamen bu karşılıklı atışmayı ifade ediyor aslında.

Ha bu kör dövüşünü açıklamak çok basit. Kemalizm karşıtları ve Kemalistler. Bunların ikisi de uyuyan güzeller. Olmayan ve Paşamızın kabul etmeyeceğini bile sözlerinden tahmin ettiğim bir anlayışın takipçisi olduklarını iddia eden bu oluşumun “ Köylü milletin efendisidir “ sözleri, 1914 Çanakkale , Sarıkamış’ta verilen mücadelenin nedenleri ve sonuçları asla bağlamaz, araştırmazlar. Şüphesiz Atamızın faktörü inkar edilmeyecek derece büyük ve önemlidir. Bir milletin kaderine etki etmiştir. Tabi ki bu durumu sağlayan şartlar ve etkenleri göz önünde bulundurmadan bir fikir veyahut düşünce sistemi gerçekleştirmek, ancak düşüncesizlik ile monarşinin acı hükümranlığını demokrasi kalıbına uydurmaya, giydirmeye benzer ki biz buna gaflet diyoruz.

Bizim Tarihimiz gaflet örnekleri ile doludur. Ama açık konuşmak gerekirse hiçbiri, Çanakkale ve Sarıkamış’ta verdiğimiz onca canı, ( Genç Osmanlılar , Jön Türkler ) olarak bildiğimiz oluşumlar kadar iyi ifade edebilecek gaflet sahibi başka bir oluşum yoktur. Kemalistlere benzemiyorlar yanlış anlaşılmasın. Ki bu hususta Ulu Hakan Abdülhamit Han şöyle söyler ;

“ Hayır bunca okumuş, düşünmüş, kendisini davasına vermiş vatan evladının cibilliyetsiz çıkacağını kabul edemem. Sadece aldandılar, derim. Aldandılar ama, cezalarını kendilerinden çok, aldanmayan milyonlarca masum vatan evladı çekti ; hem öldüler, hem vatandan oldular! ” ¹

 

Bu gaflet çok uzun sürmez aslında. Hepsi ( Jön Türkler ) Abdülhamit Han’ın arkasından methiyeler düzerler. Enver Paşa’dan Mithat Paşaya kadar, Onun şimdiki Yıldız Korusunda bulunan dört duvar arasında gördüklerini nasıl olmuştu da görememişlerdi bilinmez ama Avrupa’nın Osmanlı ve milletlerini hazmetme arzusunu nasıl bir gafletle göremedikleri şimdiki birtakım Kemalistleri andırıyor.

Böyle bir düşünce sistemi olduğunu kabul etmek demokrasiye atılmış bir kazıktır. Böyle bir sistem olamayacağı gibi bunu uydurmak, arkasında durmak ve bu düzene karşı anti düşünce sistemleri geliştirenleri anlamak bir Türk’ün yapacağı en son eylemdir.

Bir milleti millet yapan içindeki değerlerdir. Bu değerleri korumak o milletin evladının boynunun borcudur. Atatürk ve davamız “ bağımsızlık “ uğrunda şehit olmuş yüz binlerce vatan evladının ucuz bir Kemalist düşünceyle bağdaştırılması hak yolunda kanını dökmüş vatan diyerek son mermi çekirdeğine kadar çarpışmış göğüs göğse çarpışarak ölmüş vatan evlatlarının – tebaası ne olursa olsun – kemiklerini sızlatmaktır.

Gaflet, tarihin hiçbir şekilde affetmediği tek hatadır.

Dipnot :

¹ İsmet BOZDAĞ, Abdülhamit’in Hatıra Defteri : 5 nci Baskı İstanbul 1975, Kervan Yayınları