Başlangıçtaki İslami toplum, özelliğini bir tür toplumsal eşitçilikle kazanmıştı, fakat bu özellik çabucak ortadan kalktı.Onüçüncü yüzyıl itibariyle ahlaki, toplumsal ve siyasi meselelerin kuramcıları dört toplumsal sınıf varsaymışlar ve her sınıfı bir tabii unsur gibi almışlardır. Nasireddin Tusi (öl.1273 ) sınıfları şöyle tasvir etmiştir ;

Önce Kalem Ricali gelir ki bunlar bilimlerin ve çeşitli bilgi alanlarının ustaları,fakihler, kadılar, katipler, muhasipler, hendeseciler ( Geometri), müneccimler, hekimler ve şairlerdir. Bunların varlığı bu dünyanın ve öteki dünyanın düzenine bağlıdır. Unsurları içinde bunlara “Su” karşılık gelir. İkinci olarak, Kılıç Ricali varıdır ; cengaverler, mücahitler, gönüllüler, devriyeler, sınır bekçileri, nöbetçiler, kahramanlar, saltanatı destekleyenler ve devleti koruyanlar. Bunların müdahalesiyle dünynaın teşkilatı biçim alır. Tabii unsurlar içinde “Ateş” bunların karşılığıdır. Üçüncüsü İş Erbabıdır; bir bölgeden diğerine mal götüren tavirler, esnaflar, zanaatkarlar ve vergi müstelzimleri. Bunlar olmadıkça günlük hayatın zuhuru imkansızdır. Unsurlar içinde bunlar “Hava” gibidir. Dördüncüsü Ziraat Erbabıdır; ekinciler, çiftlikte çalışanlar, rençberler ve zerzevatçılar. Bunlar bütün toplulukların beslenmesini örgütlerler. Bunların katkısı olmaksızın ferdlerin hayatta kalması bahis konusu bile olamaz. Tabii unsurlar arasında “Toprak” bunlarla aynı yeri tutar

Nasireddin Tusi’inin bu düzenlemesi tarıma dayalı Osmanlı İmparatorluğu toprak yapısını ifade etmektedir.

Kaynak :  Uryan Dergi Osmanlı İmparatorluğu ve İslami Gelenek ( Norman Itzkowitz ) Sayfa : 71-72