1453 Mayıs ayında Konstantin ’in şehrinin fethi ile Osmanlı Beyliği, tarihin bir devrinin kapandığını bütün dünyaya ilan ediyordu. Doğu Roma – İstanbul’un fethi ile birçok engel aşılmış oluyor ve Osmanlı Beyliği İmparatorluk olma yolunda emin adımlar ile ilerliyordu.

Fatih Sultan Mehmet, Konstantin ’in şehrini ele geçirdikten sonra şehrinin yağmalanmasına izin vermiyor. Böylece şehrin içindeki birtakım unsurların harap olmasına ve şehrin dokusunun bozulmasına mani oluyor. Bu Fatih’in Konstantiniyye’yi başkent yapma arzusunu göstermektedir. Ayrıca şehrin kısa bir zamanda eski ihtişamını kat ve kat geçmiş olması Fatih’in fetihlerine devam ederken İstanbul’a verdiği önemi daha iyi bir şekilde anlatır.

Konstantiniyye adını Müslüman Roma  hiçbir zaman yüksünmemiştir. Prof. Dr. İlber ORTAYLI bu durumu anlatırken çok ehemmiyetli bir nokta üzerinde durmaktadır. O da imparatorluk vasfını kazanırken Konstantiniyye ’nin mimarisinin ve Fatih’in dehası ile milletlerin kompartımanlara ayrılarak başlarına vekil babında bir ruhani liderle temsil edilmesidir. Konstantiniyye’nin çeşitli semtlerinde varlığını sürdüren bu milletler Reaya olarak Müslüman halk ile eşit haklara sahiptiler. Sadece askerlik vazifeleri yoktu ki onu da cizye adı verilen bir vergi ödeyerek hallediyorlardı. Ödedikleri cizye ise Müslüman akranlarının askerlik yaptıkları vakit süresince birkaç kez kendini telafi edecek düşük bir rakama tekabül ediyordu. Bütün bunlar eşitlik ve halkların 600 sene kadar nasıl bir arada yaşadığını göstermektedir. Benim size anlattığım bu örnek çok kısa ve manidardır. Birden fazla ulusu bir arada eşit şartlarda idare edebilmek çok zor ve zahmetli bir iştir ki biz  İşte bu işe, bu vakit itibariyle Osmanlı Barışı nam-ı diğer Pax Ottomana diyoruz. Bu da demek oluyor ki  Üçüncü büyük “Roma” Müslüman Roma’dır. Başkenti Konstantiniyye’dir.

Bu yüzden Konstantiniyye çok farklı bir iklime sahip bir şehir. Roma döneminde ki Latin istilası eğer şehrin çehresine zarar vermiş olmasaydı, bugün İstanbul’daki tarihi eserlerin sayısı daha fazla olabilirdi. Ama gelin görün ki şimdiki eserler bile Konstantiniyye’nin kültürel ve tarihi miras açısından yeterli ölçüde bilgi vermektedir.

Bizler Üçüncü Romanın daha doğrusu Müslüman Roma’nın mirasçılarıyız. Ve Osmanlı Barışı yaşanmış bir ütopyadır.