Popüler Kültür


Popüler Kültür diyoruz hep. Aslına bakarsanız tam olarak  bu kavrama bir açıklama getirebilmiş değiliz. Çünkü herkes yaşam biçimini kendi mantığı çerçevesinde şekillendirdiği için bu kavram artık göreceli bir hale geliyor. Yani çok konuşmadan anlatabileceğimiz kadarıyla parayı bulduk mu sapıtıyoruz. Suç popüler kültürün de değil belki. Suç bizim egolarımızın hiçbir şekilde tatmin olamaması olabilir mi ? Örnek vermek gerekirse birden fazla cep telefonu kullanmak yada her zaman son çıkan telefonun peşinden koşmak gibi şeyler. İnsanoğlu düşünemiyor mu, idrak edemiyorum. Düşünmeden, sadece paranın gücüyle elde edilenlerin hiçbir kazancının olmaması gibi beraberinde saplantılar, alışkanlıklar getirmesi çok kötü olabiliyor. Derler ya “ Para bu, bir gün var öteki gün yok” aynen bu durum bugünlerde geçerli. Bu konuda tam bir genelleme yapmak istemiyorum ama etrafınıza bakarsınız herkesin yada bir kısım insanların “gösteriş” merakı olduğunu yada “uçtuğunu” söyleyebiliriz. Ben şu marka giyiniyorum ve şu marka cep telefonu kullanıyorum vb. gibi şeyler duyacak yada göreceksiniz. Bütün bunlar parası olan insanlar için çok normal şeyler gibi gözükse de öyle değil. Az ile yetinmeyi bilmiyoruz. Paramız kadar harcıyoruz ve hep tüketiyoruz. Asla tasarrufa yönelik hiçbir şey yapmıyoruz. Yani parayı kullanmayı bilmiyoruz. Parayı harcamayı da bilmiyoruz. Levis aldık sanıyoruz ama aldığımız orijinal Türk malı bir kot.( Levisa taktığımı sanabilirsiniz ama bildiğim bir örnek olduğu için kullanıyorum ) Eminim ve bildiğim bir şey var ki o da aynı kalitede kotun levisin üçte bir fiyatına imal edilip satıldığıdır. Şimdi anlayabiliyor muyuz neye sevdalandığımızı ? Bırakın markanın kölesi olmayı, o sizin üzerinizde taşınmak için yalvaracaktır.

 Çuvaldız da iyi acıttı.

Saygılarımla

 

Hakkında eleştiriler daha gösterime girmeden başlayan 300 Spartalı filmini ilk gün izledim. Tabii bir filmi ciddi anlamda beklemiş ve ilk günden bilet bulmuş iseniz beklentilerinizi karşılamışsınız demektir.

Reklamlar ve görsel şölenin fragmanlara yansıyan kısmı çok etkileyici idi. Ayrıca konunun yaşanmış bir olay olması ise daha da bir ilgi çekiyordu film üzerine. Bu sebepler olağandır ki sinema salonu dolu idi. Tabii filme girerken içimde “Steven Pressfield” isimli yazara ait “Ateş Geçitleri” kitabından birkaç güzel esinti bekliyordum. Ama hayal kırıklığı ile ayrılacağımı biliyordum çünkü film aynı adlı çizgi romandan uyarlanmıştı.

Buraya kadar her şey normaldi, film başladı ve bitti. Soluksuz izlendiğini iddia ediyorum. Son zamanlarda gösterime giren iyi filmlerden bir tanesi. Tabii ki bu söylemim görsellik açısından geçerli.

Kral Leonidas ve 300 cesur adamının termofili geçitlerini canları pahasına savunmaları, Spartan piyadesi için savaşarak ölmenin onur olduğu, özgürlüğün değerinin, hatta özgürlüğün değeri için vazgeçilmezlerden vazgeçilebileceğinin, spartan kadınlarının erkekler yanında söz sahibi olmalarının filmin içinden birkaç ayrıntı olduğunu berlitmek isterim. Tabii ki Atinalıların bir kısmının “boylover” oğlancı olduğunu söyleyip Pers ordusuna boyun eğmemelerini ve Spartan Kralı Leonidas ’ın da bunu dayanak olarak kullanıp kendi meclisine -Oğlancı Yunanlılar kadar olamayacaksak- ….. gibi bir replikle savaştan uzak kalamayacağını anlatması ilginçti tabii ki.

Pers ordusu ve Krallar kralı Xerxes ’ı tarif etmek istemiyorum, bence izlenmeniz gerekli. Tabii ki Pers ordusunun kozmopolit yapısı da çok ilginçti. Filmde ki mistik unsurlar ( Ölümsüzler ki Pers Kralı Xerxes ’ın şahsi korumalarıdır.) bir çizgi roman uyarlaması için gayet iyi modellenmişti. Ancak filmin sonundaki son sahneye bir türlü anlam veremedim. Acaba son dakika da ne anlatmak istediler ?

Dünya üzerinden mistisizm’i kaldırmak demekle neyi kastettiler bilmiyorum ama Yunan mistisizmi üzerine başka bir şey tanımam. Anlamsız propagandalar ..

Sonuçta görsellik için güzel bir film. Hoş vakit geçirebilirsiniz. Ama yok izlemem diyorsanız o zaman Steven Pressfield in Ateş Geçitleri isimli kitabını mutlaka okuyun. Yoksa çok şey kaçırmış olacaksınız.

Levis bir amerikan markası. Her şeyden önce bu cümleyi yazmamın nedeni açık. Ama amerikan popülizminin bir parçası olarak ülkemizde faaliyet gösteren Levis markasının, bizim genç bünyelerimizde nasıl yer ettiğini ve “onsuz yaşanmaz”, “onu giymek farklı abi”, “levistan başka tanımam” gibi sözler çok iyi ifade eder zannımca. Bu noktada yazıya devam etmeden belirtmek isterim ki, levis giyilmesine karşı değilim ancak Levis markasına eşdeğer markaların tekelindeki ( yabancı ) bu büyük piyasanın aslında ülke çıkarlarına ve genç neslimize ne kadar ters düşen bir şekilde zarar verdiğini anlatmak istiyorum.

İplik, dokuma, dikim ve kalifiye personel. Ülkemiz levis markasının ihtiyacı olan her şeye sahip İpliğin alası, dokumanın en güzeli ve tekstil ülkesi olduğumuza göre tecrübeli dikim üstatlarının ( ki Ermenilerdir ) yetiştirdiği nesil ortada. Zitstanbul Konfeksiyon A.Ş tarafından üretilen ve satışa sunulan Levis markalı kotların ülkemizdeki minimum satış fiyatı 80,00 YTL den başlamakta. 80,00 YTL ve her sene içinde ortalama olarak bir birey 6 adet kot pantolon tüketmekte.( bu tam olmayan kaba bir varsayım ki daha fazla olması mümkündür.) Şimdi düşünelim. 6 x 80,00 YTL = 480,00 YTL . Şimdi Genç nüfusun yarısının levis kullandığını düşünürseniz veya herhangi bir markayı, ortaya bir felaket çıkıyor. Rakam çok yüksek. ( Dışarıya akan paraya bakın ) Bunun yanında levis markalı herhangi başka bir üründen bahsetmiyoruz ( t-shirt vb.). Sadece pantolon. Ortalama bir kotun maliyeti maksimum 30.00 YTL olarak ele alınıp, 50.00 YTL den satışa sunulması nerede 80.00 YTL den satışa sunulması nerede. O koca mağazaların ödediği isim hakları ve ödedikleri kira masrafları ( ki levis mağazaları işlek caddeler üzerindedir ) düşünülürse ters bir orantı doğmaktadır. Ve 30.00 YTL maliyet tezini çok rahat doğrulayabilmektedir.

Bu noktadan sonra benim anlamadığım şey şu; bunların farkında olan tekstilci arkadaşlarıma rağmen neden bu levis giyme hastalığı anlamıyorum. Bu ülkede levis ve türevlerinin imitasyonlarının türemesine kızmak haksızlıktır. Çünkü alım gücü belli olan gençlik levis vb. marka hastalığının koynunda ve kredi kartlarının mahkumiyeti altındadır. Bunları söylerken sıkılıyorum. Ama bu bir gerçek. Kabataslak yaptığım maliyet hesabı durumun içler acısı halini ifade etmektedir. Bunları yazamadan edemezdim. Levis popüler kültürün çocuğudur. Türevleri de. Tekrar ediyorum, giyilmesine karşı olmadığım bir şey ama bu derece hastalık haline getirmek ve insanların tutumlarını izlediğinizde gördükleriniz sizlere bu kelimeleri yazdırıyor. Son noktayı Mevlana koysun istedim ayrıca.

Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok.