II.Abdulhamid


Yazmadan evvel benim söylemek istediğim birkaç nokta varki şunlardır ; Sultan Abdulhamid döneminde Ermenilerin durumunu kendi ağzından anlattığı bu kısım kayda değer bilgiler vermektedir. Daha öncede izah ettiğim gibi Hassa Hazine ( Padişah Hazinesi ) gelirleri ve iyileştirilmesi ile ilgili makamın Ermeni Agoss Paşa’ya ait olduğunu söylemişti. Bu Ermenilerin saray erkanı içinde söz sahibi olduğunu ve güvenilir kimseler olduğunu göstermektedir. Bu durumun seyrini değiştiren olayları düşündüğümüzde karşımıza ittihat ve terakki partisi çıkıyor. Şimdi Sultan II.Abdulhamid hakkında ciddi suçlamalar yapmazdan evvel iyice düşünülmesi gereklidir kanımca. Çünkü Sultan Abdulhamid, Doğu vilayetlerinde dönen birtakım oyunların ve kışkırtmaların farkında idi. Bu yüzdendir ki dönemin Amerikan hükümetinin Amid ( Diyar-ı bekr ) eyaletindeki büyükelçilik açma talebini reddetmiştir. Amerikan hükümetinin misyonerlik faaliyetlerinin farkında olan Sultan Abdulhamid bu durumu engellemiş ancak ittihat ve terakki buna engel olamamış yada görememiştir. Tüm bu gelişmeleri Bakın Sultan Abdulhamid bilircesine nasıl izah etmiştir ;

Ermenilerin Şikayetleri ( 1891 )

 

Bizi Ermenilere eziyet etmek, onları istismar etmekle suçlamak gülünçtür. İmparatorluğumuzun tarihine göz gezdirilirse Ermenilerin her zaman çok zengin olageldikleri tesbit edilebilir. Bu hususu yakından bilen Ermenilerin, Müslüman tebaamızdan çok daha zengin olduklarını teyit edecektir. Her devirde Ermenilerin, vezirlik dahil, memuriyette en yüksek mevkilere kadar geldikleri görülmüştür. Memurinin üçte birini Ermenilerin teşkil ettiğini söylersem, hiç de i’zam etmiş olmam. Bundan başka diğer reaya ( asker olmayan sınıf, tanzimattan sonra yabancılar anlamında kullanılmıştır. ) gibi Ermeniler’de askerlik yapmazlar. Buna mukabil ödedikleri vergi ( cizye ) o kadar cüz’idir ki bunu zaten, Müslümanların askerlik yapmakla geçirdikleri zaman zarfında fazlasıyla telafi ederler. Ermenilerin ticareti mükemmel haldedir. Zaten vergilerin idaresi de hemen hemen tamamıyla onların elinde sayılmaz mı ? Reşit Paşa’nın tavsiyesi üzerin ( Gülhane Hatt-ı Şerifi, 2 Teşrini evvel 1839 ) Abdülmecit, iltizam’ı kaldırmak istediğinde, buna kim karşı çıkmıştı ? Ermeniler kıymetli imtiyazlarından vazgeçmek istemedikleri için ısrarla mücadele etmişler, her şeyin eskisi gibi kalmasını temin etmişlerdi.

Kürt Dağlarında, çok fakir bir hayat süren Ermeni zümresinden maada ( dışında ), Rumlar’da dahil olmak üzere bütün tebaamız içinde en zengin olan Ermenilerdir. Bu halkın memleketimizdeki zenginliklerden istifade etmesini bildiği şüphe götürmez bir hakikattir.

 

 

Mithat ve Hempaları ( 1899 )

Taht’a çıktığım sıralarda, hükümetin çevresinde hüküm süren bozuk hali düşündükçe tüylerim ürperiyor.

Hele, Harbiye nazırı olan Redif ne karanlık bir adamdı ! Rus harbi patladığı vakit hiçbir hazırlığı yoktu. Kolonel Baker ( o zaman ki Türk Ordusunu Islah eden ) hüsnüniyet sahibi ve ehliyetli bir askerdi, fakat Redif gibi zavallı biriyle ne yapmak kabil olabilirdi! Mithat ise, gizlice benim aleyhimde çalışmaktaydı ve gayesi beni adamlarına öldürmekti.

Hayatımı, bana sadık olanların uyanıklığına borçluyum. Başımdan geçenler, asabı en kuvvetli dahi sarsmaya kafidir. Bütün bu tecrübelerden sonra, ihtiyatlı olmama şaşmamak lazım.

Birçok insanların bu sinirli halimden faydalanmaya çalıştıklarını, hafiyelerin, jurnalcıların alçak namussuz insanlar olduklarını, dinimizin de müzevirleri tel’in ettiğini gayet iyi biliyorum. Fakat geniş bir haber alma teşkilatı kurmamış olsaydım, etrafımı saran tehlikelere karşı kendimi korumam kabil olamazdı.

Diğer hükümdarlar da, mesela çarlar da aynı şekilde hareket etmiyorlar mı ?

Sultan’ın Serveti ( 1902 )

Vezirlerime nümune-i imtisal ( bu kelime burada “örnek olma, öncü olma” ) olmak için, şahsıma ayrılan para miktarında indirtme yaptım. Zaten Avrupa Matbuatı da bu miktarı çok yüksek buluyormuş. Fakat bilmedikleri bazı şeyler var; ben bir şehri ( büyük bir kısmını ), hassa alayımı, Yıldız Sarayı’nın mensuplarını bunlardan başka da memurinin üçte birini geçindirmekteyim. Ayrıca halife olmam, yani bütün Müslümanların reisi olmam hasebiyle, kesem de bütün dünya Müslümanlarına aittir. Şahsım için ne kadar az para sarf ettiğime Allah şahittir.

 

Büyük bir servet toplayabildimse; bu ormanlarımın, arazimin geliri sayesinde olmuştur. Agoss Paşa[1] çok dirayetli bir maliyecidir. Mülkümü gayet iyi idare etmiş, senede 500.000 lira gelir getirecek hale koymuştur. Hususi eşsaha ve vakıflara ait olmayan araziyi sultan malı olarak ilan etmek, fevkalade bir fikir olmuştur.

 

Michael Paşa[2] daha iyi bir idarecidir. Büyük şirketlere verilen imtiyazlar sayesinde gelirimizi arttırmağa muvaffak olmuştur. Mabeyncim[3] Ragıp Bey ‘de benim için fevkalade spekülasyonlar yapmıştır. Cenubi Afrika’daki altın madeni için yaptığı spekülasyon hasılatı, hazineye ehemmiyetli bir gelir temin etmiştir. Servetim sekiz milyon lirayı aşmış bulunmaktadır. Ehemmiyetli hadiseler vukuunda bu para bize çok lüzumlu olabilir.


[1] Hazine Nazırı ( Nazır Günümüzde Bakanlık makamına denk gelmektedir )

[2] Portekizli bir Ermenidir ve Agoss Paşanın Halefidir.

[3] Mabeyn Padişah’ın Özel İşleri ve Kalem Dairesi ve Görüşmelerini Ayarlayan makamdır.

Devlet-i Ali Osman-i

Sultan II.Abdulhamid Osmanlı tarihi içinde hakkında en çok kitap yazılan ve Türk tarihi içinde parmakla gösterilecek hakanlardan biridir. Hakkında yazılan kitapların bir kısmının Sultanın karakterini hedef alan konuları muhteva ettiğini biliyoruz. Bunun yanında tam tersi doğrultuda yazılmış eserler olduğu da açıktır. Kızıl Sultan ve Büyük Hakan gibi iki farklı sıfatla nitelendirilmeye çalışılmış Büyük Osmanlı Hakan’ı Sultan II.Abdulhamid ’in kendi siyasi hatıratı mevcuttur. Ben eminim ki bu hatıratı kısımlar halinde yayımladıkça sizler bu nitelendirmelerden hangisine karar vereceğinizi çok iyi idrak edeceksiniz. Sultan II.Abdulhamid ’i günümüz değerleri ile yargılayan ve kendine aydın adını verip bazı gazetelerin köşelerinde hala asılsız bilgiler, tutarsız ve alakası olmayan bir tarih yaratmaya çalışanlara ithaf olunur.

 

İlk Bölüm şahsına inanılmaz derecede servet yaptığını iddia edenlere kendi söyleminden servetinin ayrıntılarını içermektedir. Yalnız dikkatinizi çekmesini istediğim bir tek şey, servetin idare ve kontrolünü yapan şahıslardır.

 

Saygılarımla …

Atilla